26 Ocak 2026 - Pazartesi

Bir Övgü Ahlakı Meselesi

Yerel basında haber yazmak zordur. Çünkü haber dediğin şey bazen gerçek olur. Gerçek olunca da bazı insanlar rahatsız olur.

Yazar - Serdar Baykal
Okuma Süresi: 3 dk.
138 okunma
Serdar Baykal

Serdar Baykal

-
Google News

Bir Övgü Ahlakı Meselesi

Yerel basında haber yazmak zordur. Çünkü haber dediğin şey bazen gerçek olur. Gerçek olunca da bazı insanlar rahatsız olur. O yüzden yerel basın, yüzyıllardır kendini daha güvenli bir limana atmıştır: Övgü.
Kimseye zararı yoktur. Eleştirmez, sorgulamaz, terletmez. Sadece okşar. Ego okşar. Makam okşar. Bütçe okşar.

Burada ahlaki bir soru sormak gerekiyor: Gazeteci halk adına mı yazar, övdüğü kişi adına mı?
Cevap genelde başlıktadır zaten:

“Başkanımızdan örnek davranış”

“Müdürümüz fark yarattı”

“Şehrimizin gururu…”

Gurur öyle bol ki şehir şişiyor. Yerel basının övgü refleksi bir ahlak meselesi değil artık, bir alışkanlık. Sabah kalkılır, aynaya bakılır ve iç ses konuşur:

“Bugün kimi yüceltiyoruz?” Bu noktada gazetecinin zihni devreye girer. Eleştiri risklidir, övgü güvenlidir. Çünkü “yaranmak” kelimesi Anadolu’da kötü anılır ama pratikte çok işe yarar. Kimse “tarafsızdı” diye plaket vermez; “bizi hep güzel yazdı” diye verir.

Ahlaki çöküş tam burada başlar. Çünkü gazeteci, övdüğü kişiyi değil; yazmadığı gerçeği gizler. Okuyucuya “Bak ne kadar harikayız” derken, “Bak neyi görmüyorsun” dememeyi tercih eder. Bu tercihin adı gazetecilik değildir. Bu, edebi makyajdır.

Bir belediye başkanını övmek kolaydır. Zor olan, yaptığı işi anlatmaktır. Ama yerel basın işi anlatmaz, kişiyi anlatır. Çünkü iş konuşulursa hesap sorulur. Kişi konuşulursa alkış gelir. Alkış ahlaki değildir ama sıcaktır.

Sürekli övülen bir şehir gelişmez. Şişer. Sürekli övülen bir yönetici ilerlemez. Rahatlar. Sürekli öven bir basın da gazetecilik yapmaz. Broşür basar.

Burada kimse masum değil. Okuyucu da övgüyü seviyor. Eleştiri okuyunca morali bozuluyor. Ama bu durum şuna benziyor: Hastaya “Bir şeyin yok” demek vicdanlılık değildir, kaçıştır.

Yerel basında ahlak, genelde şöyle tanımlanır: “Kimseyi üzmeyelim.” Ama gazeteciliğin ahlakı tam tersidir: “Gerekirse rahatsız edelim.” Rahatsız etmeyen yazı, yazı değildir. O olsa olsa teşekkür mesajıdır.

Ve en acı tarafı şudur: Yerel basın, kişileri övdükçe kendini küçültür. Kalem hafifler, cümle incelir, omurga bükülür. Sonra herkes birbirine sorar: “Bu şehir neden yerinde sayıyor?” Çünkü kimse aynayı tutmuyor. Herkes makyaj yapıyor.

Gazetecinin görevi adam sevmek değildir. Gazetecinin görevi adam anlatmak da değildir. Gazetecinin görevi işi anlatmak, hesabı sormak, yanlışı yazmaktır. Övgü isteyen çoktur. Gerçeği isteyen azdır. Ama tarihte kalanlar, övülenler değil; yazanlardır.

Şimdi bu yazıdan sonra kim kızar, kim alınır bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Övgüyle beslenen düzen, eleştiriyle yıkılır. Ve bazı yapılar yıkılmadan düzelmez.

Esen kalın

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss