27 Ocak 2026 - Salı

Tarsus’ta Sessizlik Kültürü: Susarak Yönetilen Bir Kentin Anatomisi

Tarsus halkı genelde iyi insandır. Misafirperverdir, hoşgörülüdür,

Yazar - Serdar Baykal
Okuma Süresi: 4 dk.
45 okunma
Serdar Baykal

Serdar Baykal

-
Google News

Tarsus’ta Sessizlik Kültürü: Susarak Yönetilen Bir Kentin Anatomisi

Tarsus halkı genelde iyi insandır. Misafirperverdir, hoşgörülüdür, sabırlıdır. Hatta o kadar sabırlıdır ki… her şeye katlanır.

Ve işte sorun tam burada başlar. Çünkü Tarsus’ta suskunluk bir refleks değil, yaşam biçimi haline gelmiştir. Yanlış mı var? “Boş ver.” , Haksızlık mı var?, “Bana dokunmadı.”, Kültür mü yok oluyor? “Zaten kim gider?”

Kimse doğuştan tembel değildir. Ama yıllar boyunca şu cümleleri duyarsan: “Karışma başın belaya girer”, “Burası Tarsus, değişmez”, “Sen mi kurtaracaksın memleketi?” …bir süre sonra refleks gelişir: sessizlik.

Tarsus halkı yüksek sesle itiraz etmez, çünkü öğrenmiştir:“Bağıranın başı ağrır, susanın koltuğu korunur.” Bu sosyolojik olarak şudur: Bastırılmış yurttaşlık bilinci.

Dışarıdan bakınca Tarsus halkı tembel gibi görünür. Toplantıya gitmez, kültür etkinliğine uğramaz, talep etmez. Ama biraz kazıyınca şunu görürsün: Bu tembellik değil, öğrenilmiş çaresizliktir. Yani: “Ne yapsak bir şey değişmiyor.” Bu cümle, bir kent için en tehlikeli virüstür. Çünkü protesto üretmez, fikir üretmez, kültür üretmez.Sadece dedikodu üretir.

Tarsus’ta kültür denince akan sular durur. Ama durduğu yer genelde şuradır: “Kim gidecek şimdi sergiye?”

Oysa aynı insanlar: Açılış varsa gider, Bedava varsa gider, Fotoğraf çekilecekse gider.

Ama kitap, tiyatro, panel, söyleşi? “İşim var.” Aslında iş yoktur. Sadece kültür, öncelik listesinde yoktur. Çünkü yıllarca kültür; lüks, elit, gereksiz bir şey gibi anlatılmıştır. Sonuç: Kültürsüzlük normalleşmiş, sorgulamak ayıplanmıştır.

Tarsus halkının ortak psikolojisi şudur: “Benim küçük bir düzenim var, onu da kaybetmeyeyim.” Bu yüzden: Belediye eleştirilmez, Oda başkanı sorgulanmaz, Yerel güçlere laf edilmez. Çünkü sistem şunu öğretmiştir: “Ses çıkarırsan dışlanırsın.” Bu da toplumu birey olmaktan çıkarıp seyirciye dönüştürür.

Tarsus’ta siyaset sandıkla sınırlıdır. Seçim günü varız, sonrası yokuz. Talep eden yurttaş yerine, “idare eden seçmen” modeli vardır. Bu da siyasetçiye şunu söyler: “Zaten ses çıkmıyor, gerek yok.” Ve siyaset tam da böyle şekillenir: Hesap vermeyen, Şeffaf olmayan, Rahat.

Tarsus’ta bir sorun varsa, önce kahvede konuşulur, sonra WhatsApp grubunda söylenir, en son “aslında haklısın” denir…

Ve orada biter. Çünkü Tarsus’ta itiraz etmek ayıp, ama şikâyet etmek milli spordur

Bir kent kültürüyle büyür,sesiyle değişir, talebiyle yönetilir.Suskunluk erdem değildir. Tembellik kader değildir.Kültüre ilgisizlik de “biz böyleyiz” bahanesiyle açıklanamaz.

Ve en acı gerçek şudur: Tarsus suskun kaldıkça, başkaları konuşur. Tarsus talep etmedikçe, önüne konulanla yetinir.

Atasözünü Tarsus’a uyarlayalım:“Ağlamayan çocuğa meme vermezler; susan kente de hizmet gelmez.”

Esen Kalın

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss