24 Ocak 2026 - Cumartesi

Normalleşemeyen Bir Ülkenin Normal Günü

Bu ülkede her sabah başka bir şeye uyanıyoruz ama adı hep aynı: normalleşme.

Yazar - Serdar Baykal
Okuma Süresi: 3 dk.
32 okunma
Serdar Baykal

Serdar Baykal

-
Google News

Normalleşemeyen Bir Ülkenin Normal Günü

Bu ülkede her sabah başka bir şeye uyanıyoruz ama adı hep aynı: normalleşme.
Normalleşiyoruz deniyor. Kim söylüyor, neye göre söylüyor, hangi normale dönüyoruz; bunlar detay. Zaten bu ülkede detaylar hep gereksiz bulunur.

Normalleşme bizde bir sonuç değil, bir vaat.
Bir gün olacak.
Biraz daha sabredin.
Bir seçim daha, bir paket daha, bir açıklama daha…

Normalleşme kelimesi artık bir ütü gibi kullanılıyor. Kırışmış her meseleyi üstünden bir kez geçirince düzelmiş sayıyoruz. Ekonomi mi bozuk? Normalleşiyoruz. Hukuk mu yorgun? Normalleşme sürecinde. Toplum mu gerilmiş? Bir açıklama yapalım, biraz normalleşsin.

Ama ortada küçük bir sorun var:
Biz hangi anormal hâlden rahatsız olduğumuzu hiç konuşmadık.

Ülkede her şey o kadar “olağanüstü” ki, olağan olan artık tuhaf karşılanıyor.
Bir sabah uyanıp da “Bugün kötü bir şey olmadı” demek lüks oldu.
İnsanlar haberlere umutla değil, merakla bakıyor:
Bugün ne oldu?

Normalleşme lafı bizde genelde krizden hemen sonra gelir.
Yangından sonra “kontrol altında”, depremden sonra “yaralar sarılıyor”, ekonomik çöküşten sonra “rasyonel adımlar”.
Hepsi aynı sözlükten çıkma, hepsi aynı ses tonuyla okunur.

Ve gariptir, bu ülkede hiçbir şey tam anlamıyla düzelmez ama her şey alışılır hâle gelir.
Aslında biz normalleşmiyoruz, alışıyoruz.
Alışmak ise iyileşmek değildir; sadece acının gürültüsünün azalmasıdır.

Felsefeciler der ki: İnsan her şeye alışır.
Biz bunu biraz fazla ciddiye aldık.

Adaletsizliğe alıştık.
Yoksulluğa alıştık.
Gerilime alıştık.
Hatta “bugün de şükür” demeye bile alıştık.

Bir ara normalleşmenin sessizlik olduğu sanıldı.
Kimse konuşmuyorsa sorun yoktu.
Kimse itiraz etmiyorsa her şey yolundaydı.
Oysa sessizlik bizde huzurdan değil, yorgunluktan doğdu.

Toplumun büyük kısmı artık yüksek sesle tartışmıyor.
Çünkü herkes biliyor:
Bağırınca bir şey değişmiyor, susunca en azından enerjin kalıyor.

Asıl tuhaf olan şu:
Bu ülkede “normal” diye adlandırılan şeyler, başka ülkelerde haber bile olmaz.
Bizdeyse manşet olur, sonra kanıksanır, sonra unutulur, sonra normalleşir.

Belki de sorun kelimede.
Belki biz yanlış kelimeyi kullanıyoruz.
Bu ülkede yaşanan şey normalleşme değil; anormalin kalıcı hâle gelmesi.

O yüzden biri çıkıp yine “normalleşiyoruz” dediğinde insan ister istemez soruyor:
Hangi normal?
Kimin normali?
Ve en önemlisi…
Buna gerçekten inanacak kadar saf mıyız, yoksa artık inanıyormuş gibi mi yapıyoruz?

Cevabı siz verin.
Zaten bu ülkede cevaplar hep vatandaşa bırakılır.

Esen Kalın

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss